ANA SAYFA / ANA SAYFA (sayfa 20)

ANA SAYFA

DENİZDEN GELEN – Gökhan TOK

Bu gece benim leşimi denizden çıkardılar. Derinde, dans eden yosunların arasında ve suskun balıklarla yan yana, belki aradığım huzur vardı orada. Gözlerim yerinde dursaydı bakardım beni bulanlara, ellerinin içinde benim soğukluğumu tutuyorlardı, göremedim. Bu gece geçmişten gelen bir hayali, yitik bir ruhu çıkardılar denizden. Bu gece beni derinlerde buldular. Orada …

AYRINTILAR...

UMRUMDAKİ DÜĞÜMLER – Tarhan GÜRHAN

-Bir Tuturukçunun Notları-   İlk okur, sanırım ilk yazardı. Peki, ilk ne sordu? Ben ne yazıyorum!?   Cevapları olmayan sorular vardır. Cevapları olan ama verilmeyen sorular vardır. Cevapsız sorular vardır. Özellikle yanlış cevap bekleyen sorular vardır. Cevapları verilen sorular vardır. Konservatuar soruları vardır. Kulağa küpe sorular vardır. Daha aklıma gelmeyen …

AYRINTILAR...

“CAZI VE ŞİİRİ KURTARMAK” MI? – Serdar AYDIN

Bir şeyin kurtarılması, kurtarılacak olanın içerisinde bulunduğu ahvalin vahametini vurgular öncelikle. Bu durum, kurtaran ile kurtarılan arasındaki ilişkinin de önemini ortaya koyar. Kurtaran, eğer elini çabuk tutmazsa, kurtaracağı bir şey kalmayabilir. Ya da kurtarılacak olanın son demlerinde, bir müdahale ile yeni ufuklara, kurtuluşa ve belki de yeniden doğuşa ulaşmak mümkündür. …

AYRINTILAR...

MedaKitap 1 Yaşında!

MedaKitap Yayınlarının düzenlediği Ankara Edebiyat Buluşmaları, yayınevinin kuruluş yıldönümü kokteyli ile devam ediyor.   MedaKitap Yayınları 1 Yaşında!   Ankaralı bir yayınevi olan MedaKitap Yayınları, 1 Ekim 2016’da başlattığı Ankara Edebiyat Buluşmalarına MedaKitap Yayınları’nın 1. Yaş günü kutlamasıyla devam ediyor. 2016 yılı Ocak ayında yayın hayatına başlayan MedaKitap Yayınları, 2016 yılı …

AYRINTILAR...

BEETHOVEN’IN ODASI

Elimin titremesinin sabahın soğuğundan mı, yoksa az önce yaşanan gergin ortamdan mı kaynaklandığını düşünürken, ağır olduğu her halinden belli olan sandalyeyi bir çırpıda kaldıran sarışın kısa saçlı genç bir kız “Siz Otto Weis olmalısınız!” dedi. İlk defa benden söz ediyorlardı ve ilk defa onlar tarafından ciddiye alındığımı hissediyordum. Çok hoşuma …

AYRINTILAR...

KİRLİ TAHİR

Bu kitap, 70’lerin sonu, 80’lerin başında Ankara’da yaşamış olan ve artık unutulmaya yüz tutmuş, anılardan silinmeye başlamış bir Ankara Delisi’ni; Kirli Tahir’i, yeniden hatırlatıyor onunla tanışmak isteyenlere. Gerçekle kurgunun, kurgunun yarattığı yeni gerçekliğin kahramanı Kirli Tahir; küfrün ne kadar da insana dair olduğunun, şiddetin küfür karşısındaki zayıflığının kanıtı. Solun dönem …

AYRINTILAR...

BASIN VE EDEBİYATIN KESİŞTİĞİ KAVŞAK – Söyleşi: Murat Darılmaz/ Yanıtlar: Esme Aras

“Röportaj bir konuşturabilme sanatı, ustalığıdır. Piyanonun hangi tuşuna basınca hangi sesi alacağını bilme ustalığı. Röportajcı ne kadar kendi olup özgün sorular sorabilirse, cevaplar da bir o kadar özgün olabilir” Ankaralı söyleşilerde her zaman soruları soran ben, yazar Murat Darılmaz’ın titizlikle dokuduğu, bir öykücüye yaraşan incelikli soru metni karşısında… Önce duraksadım. …

AYRINTILAR...

GİZLİ BUZLANMA – Tarhan GÜRHAN

“Sorabilir miyim kitabıma ben mi yazdım onu gerçekten?” Pablo Neruda/ Sorular Kitabı   Soru sormak değil, yol yürümektir arzuladığım. Sorularla çıkılan yolculuk başka hiçbir yolculuğa benzemezmiş, öğrendim. Kendime kilometrelerce yakın, kilometrelerce uzaktan geliyorum. Denenmiş sorulardan uzaklaşmayı amaçladım yazarken. Çiziktirdiklerimi hizaya sokmadan sunuyorum sizlere. Hijyenik sorular sormuyorum, kendimdeyim döncem. Soru Bankası …

AYRINTILAR...

TEZER ÖZLÜ İÇİN JAM SESSION: BELLEĞİN GÖZYAŞLARI – Serdar AYDIN

sonradan, Tezer’e   I. Kozmik rahmin anaç sıvısı yayılıyor hayatın dehlizlerine ücra ayrılıklar doğumuyla başlıyor insanın önce anneden ve onun rahminden ayrılan insan sonrasında hep bu ayrılığın kederini yaşıyor bir tür sonrasız dönüş yalnızlığı bir tür mutlak ayrılık kuramı ayrılıklar bir yerden başka bir yere ulaşamamanın öteki adı ayrılıklar duldasında …

AYRINTILAR...

benim öğretmenlerim / 1 : ve son : sevimli deli! – Ali Hikmet Eren

90’lı yılların başında, ankara’da ziraat fakültesinde okuyordum. türk dili ve edebiyatı dersimize trabzon tonya’lı bir hoca giriyordu; deli olduğunu söylemişlerdi hafiften. (sonradan, tanıdıkça anladım ki, bildiğin deliymiş meğer, hafif falan değil.) ölü ozanlar derneğinin kaptan keating’ine benzetiyordum onu. derste, pencerenin önünde camı açarak kısa samsun sigarasından içiyor, içmek isteyen olursa …

AYRINTILAR...