ANA SAYFA / MEDAKİTAP HAKKINDA

MEDAKİTAP HAKKINDA

yazmak… sözcüklerle girişilen bir tür varoluş deneyimi… sıkıntılı, sorunlu, ‘dertli’ benlerin, dertlerini ifade etme ve paylaşma isteği… bir tür boşunalık… belki de kimsenin böylesi bir paylaşıma gereksinimi yok bu dünyada… yazan ben, sadece kendini kandırmakta…

ya da nerede ve kim olduğu bilinmese de ‘ötekine’, daha doğrusu bir benzerine ulaşmak umudu yazmak… böylelikle, korkutucu ve delirtici ‘mutlak’ yalnızlıktan kurtulabilmeyi, çoğullaşabilmeyi umut etmek… derdini söyleyerek, efkarını bulaştırmak istemek…

çünkü her çığlık, korkunç bir sesleniştir aynı zamanda; hele de çığlığınızın kimseye ulaşmayacağını düşünüyorsanız. yazmak, çığlığını hısım kılmak bir ötekiyle…

birçok şey söylenebilir… ancak, eskilerin tabiriyle, kesin olan şu: sözcüklere meyyalımız, vallahi derttendir.” … ya da ziya paşa’nın dediği gibi: azade-i ser olurdum asibi derdi gamdan / ya derde düşmeseydim ya aklım olmasaydı.

akıl ile yüreğin birleştiği bu anda, diyecek söz’lerimiz var, olmalı da… bu korkunç, acımasız ve merhametsiz dünyada, içimizdeki derdi söyleme ve öteki ile paylaşabilme kaygımız var…

yaşamın bir çelişkiler bütünü ve kişinin kendi varlığını yaratma çabası olduğu düşüncesiyle,  yazarak, çelişkilerimizi görünür kılmak ve öteki’lerin uzamına bulaşmak, hısım bildiğimiz dert ehillerine ulaşmak istiyoruz…

yazmak, temel edim olsa da, yazdıklarını paylaşmak, bu olasılığı yaratmak diğer bir kaygımız. hor görülmüş, dinlenmemiş, derdini anlatamamış, karşılığını bulamamış, anlaşılmamış, ötelenmiş  yüreklerin buluştuğu bir sığınak kardeşliği…

atonal, gürültücü, karnavalcı seslerin oluşturduğu bir “huzursuzlar” bandosu’. yer altıymış, sokakmış, radikalmiş, marjinalmiş, tutkuluymuş gibi ‘yapılan’ hayatlarımıza karşı, bir çeşit ‘gerçeğin cevabı’.

geçici olanın değil, derinliği olanın; gündem değiştirmek ve “satmak” için uydurulan sahteliklerin değil, insana ait olan hakikatin, gerçeklerin arayışı…

trendlerin dışındayız, düşmüşlere, sokağın aksak ritmine, bu güne ve yarına dair düşlere kapımız ve gönlümüz hep açık… bir ütopya mekanı olmak istiyoruz belki de; sırasızların ya da sıra’ya gıcık olanların buluşma evi; otonom yürek!

gece gündüz üzerimizde dolaşan düşler, göz göze, ritimsiz, tekinsiz bir dansta tükenirken çekiştiriyorlar birbirlerini. tersten uyuyor ve tersten kalkıyoruz… okumalarımız, yazmalarımız, paylaşmalarımız da tersten… tersiz yani… ama ortak bir düşe inanıyoruz.

özcesi, ölü dünyayı sindirmeye, sözcüklerimizle özgürleşmeye, özgürleştirmeye geldik; söylemenin en güzel yolu yapmaksa, başlıyoruz işte! başlangıcın tılsımıyla, güneşi istiyoruz, güneşin hayatı var eden gücüne inanıyoruz…

 

 

MedaKitap Yayınları

Yayın Kurulu

Serdar AYDIN

Esme ARAS

Murat DARILMAZ

Ali Hikmet EREN

Ercüment ÖZDEMİR

Gökhan TOK

 

 

Powered by themekiller.com