ANA SAYFA / ANA SAYFA / ÖLÜMCÜL OKŞANTI – ŞİİR – YİĞİT ERGÜN

ÖLÜMCÜL OKŞANTI – ŞİİR – YİĞİT ERGÜN

inanmışlar tekkesinde ihtimalim metruk
gövdenin önemsemediği alabora ama uçuş ani
ramak kalırken delirmeye belki bu deneme
deva ya da reçete
seyrine katlanamadığım buz gibi iç savaşımın
pinekleyen ağrı ulağı cebimin kuytularında
-duygu durum- bolluk yıprıl gözlerimde

ama engellenmiyor hayatın kuytularında dans etmek
erteleniyor yaşamanın gıdımları, mazoşist bir enerjinin milyar sersem artığı
gelip geçiyor deliklerimden kamaşıyor ışığı
rüzgar fonlu bir ebemkuşağı başlıyor akışta
çekemiyoruz hiçbirimiz fotoğrafını

oysa işim kolaydı, çelimsiz yanlarımı gördün
için bu muydu, gözünü gözümde kırdın
aynı şehirdeyiz ve ben kendimi bir şeye veremiyorum
arzunun bilerek patlattığı zemberek
inanmanın şefkatsiz kolları
aslında aynı şey okumak ve tükürmek
adımlamak istiyorum gıdım gıdım yollarını

kızıla dönüşen kızgın dinamit
mübadele mağduru bir köprüden geçiyoruz
her an değişebilir karşı sığınak
sıkı bozulur ezber, kalmayız doktor vicdanına
ev nedir artık nerede sürünür
kanı kurumuş bir şiir tekrar yazılır
sen renk bulma telaşında fotoğraf verirsin bahara
ben başlarım dövdüğüm kepenkleri açmaya

limitler, refleksler, arınma
bir üçgen kurmalı bizi susturan yalnızlığa
ritmini sevmem belki mitolojinden inen
vesveseydi ama, çıkınlamasına epigraf
göçüp gitmiş bu benlik değil boşa
konfor alanımı tarumar edercesine
zamanı aftos yapıyorum kendime

bağlıyorum loplarımı eczamı kitliyorum
çok hamladım sıkı bekledim
faşizmin iktidarında en ücra yandım
günden güne demekte bile zorlandığım
sözcük gemisindeki boş telaş
çoğu zaman kevgir gibi harmandım
anı kaçırmanın karanlığı
bitevi derin çizmeli rüya
fetüsünde boğuştuğum bakire denizatı
meryemi emziren testosteron çeşmesi
boşaldı ağzıma sevmenin sesi

çanlar leydiler için çalıyor beylerin ziline kulak verelim
ahu ahu beklemenin
teni kavında yelleyip terletmenin
dolar yuro bozulmanın
altında kaygan ezilmenin
içiyoruz tanıdık tanımadıkla, barında
kalbi şehvetinden neşterlenmişlerin
zamanın dokuma gıdımla
enjekte ettiği

acı

ve

hedon

geçirgenliği

buruşma ve gıdıklanma
yaşaran sızılar bol göz kuruluğu
yorgunluk, çok yorgunluk
içlenmeye odaklı hareket eden his virüsü
çözül bir artık kurtulayım yakandan amına koyduğmun içli sırrı

şakşağı iyi bilen bir şarkının alkışlanan duygusal nakaratı
öyle geçip ertelenmiyor konan sevimsiz yara
dikiş bilmez kabuk beğenmiyor
kaçırıyorum tedbiri elimden usulca
yılan deliklerine saklanıyor sevimli sabahlar
hırçınlaşmıyorum artık takribi boşluklarda
ölümü hasıraltına transfer eden entel uğraşlar
çok kaçmak çekiyor canım çok kibrit suyu
sıkı kayalar bağlanıyor hedonuma
boğulup kalmamak an meselesi

horona kalkmış hami pirilerin
değil bu bizden değildirlerin
dahil olduğu bir dinin
ateş etmek çatıya kış ortası
beyazından  vurmak dolunayı
akım akım birikmek bilinerek bilirkişi
kılpayı kapınılan sarhoşluk
gece feyzinde ayar
partnerin tutmaz ritmi
düşünden kaçıp gitmesi
altından düşmesi
fayını tekrar öpmemesi

ritmik anesteziler zerk ediliyor haki şeref tribünüme
ve sana kanatlanan başka hayat tozları
başlıyor sabrı zayıf orospuluğuma tatlı sert enjekte
kendimden düşüş bu birliğimden tasfiye
dahilimi uyuşturan kanı kurumamış vesvese
boşalıyorum tok boğazların kursağından evreninize
okşayın, sevin
beni bildiklerime terk etmeyin

YAZAR: medakitap

mm

Kontrol Ediliyor

SEVDA İLE KARA – SÖYLEŞİ – Serdar AYDIN – Sorular: Hişar ŞİYAN

Serdar Aydın’ın ilk romanı Sevda ile Kara okurlarıyla buluştu. Roman üç şehirde geçen, müzik ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir