ANA SAYFA / ANA SAYFA / BİZİMKİLER – SİZİNKİLER… – Kerem ŞAHİNBOY

BİZİMKİLER – SİZİNKİLER… – Kerem ŞAHİNBOY

Ey benden ırkça, yaşça, sınıfça, kültürce farklı insan! Ben ve sen arkadaş olabiliyorsak, yarenlik edebiliyorsak daha ne arıyoruz? Sen ve ben bir ekmeği bölüp hakkımıza razı oluyorsak bu yaşamı biz kurmuş olmuyor muyuz? Ben üşüdüğümde sen sırtımı örtüyor, sen hastayken ben bir kap çorbayla yanına geliyorsam bu dünya hangi barışı istiyor ve arıyor? Sen ve ben arkadaş olabiliyorsak, benim ülkemle senin ülken de arkadaş olabilir. Silahları tepeler gibi yığar, üstüne çıkar, topuklarımızla ezeriz.

Ardından bombaları, zehirleri ve kirli planların yazıldığı defterleri uzay gemilerimize koyar üstünde kimsenin yaşamadığı gezegenlere yollarız. Gittikleri yer gibi kendileri de sır olur biterler. Sonra herkes eline birer demet çiçek alır. Anneler yeni doğmuş bebeklerini birbirlerine göstermek için sırtlanırlar. Eli, gücü yeten bir şeyler pişirir. Ortaca bir ovada buluşuruz. Tanrılar tepeden bakınca savaşa durduğumuzu sanırlar. İki ülke, iki millet, büyük ordular gibi, cenge karıştı karışacak bir resmin içindeyizdir. Senin saçlarından esen rüzgar bana oraların kokusunu ve sevgisini savurur. Benden peynirli börek kokuları ve çocuk kahkahaları serpilir. Sonra herkes karşı karşıya gelir; ardından yan yana… Ön şartsız, koşulsuz ve yılların özlemini bastırırcasına “Dostum!” diyerek vira kucak ederiz hepimiz. Göğüs dolusu, kalp dolusu sarılırız birbirimize. Binlerce senemiz boşa gitti diye bir beş dakika hayıflanırız sonra. Sen yere bakarsın, ben sakalımı kaşır, düşünceye dalarım.

Sonra arkalardan bir çocuk kahkahası duyulur katılırcasına… Bir bakarız bizimkilerle sizinkiler çoktan takım kurmuş, maça bile durmuşlardır. Takımlar parçalı bölüklü. Biraz o taraftan, biraz beriki taraftan. Sizi bizi kalmaz artık. O sınır var ya ta şu dağın en tepesinde hani… Bilirsin işte, kar, kış demeden birbirimize tüfek doğrultup gözetlediğimiz yer, “artık o da mı olmasa” der aramızdan birisi. Hep beraber gülümseriz. Kan rengi bir düğün şarabını içmeye kıyamadığımız sevinciyle coşkumuzu ağırdan almak isteriz. Tarihçiler, bırakın kağıt kalemleri, gelin biraz karnınızı doyurun deriz. Bugünden sonra tarih yazılmayacak artık. Bugün, “Sonsuza dek mutlu yaşadılar.” devrinin ilk günüdür diye tembihleriz. O güzel kız ne yapsın tarihi? Bak nasıl da papatyalarla bezemiş dalgalı saçlarını. Yanında o taraftan bir dalikanlı. Birbirlerini mi sevdiler ne? El ele tutuşmuş yürüyorlar. Arkalarında biz, sen, ben, geriye kalan herkes.

Hesap mesap kalmadı görülecek. Biz iyileştik ve içimizdeki yaralar gibi tüm düşmanlıklarımız geçti diyeceğiz. Bunu duyan uzaklardaki ülkeler ve yanı başımızdaki diğerleri de şaşıracaklar. Gümbür gümbür mermi basan, füze vidalayan, tank döken fabrikalar haykıracak gece yarısı puslu göğün böğrüne. Alev topuna dönen canavar dişli kazanlar safra kusacaklar üstlerine. Biz elimizi uzatacağız. O safranın içinden tüm insanları çekip alacağız. Bak işte yeni dostum, buralar hep yeşillik, gökyüzü hep mavi olacak. Bir yanda çay toplayan köylüler, beri yanda şairler ve ressamlar… Sonra sökün olacak tüm milletler. Herkes deri değiştirircesine, kalp yeniler ve gönül yükseltircesine başkalaşacak. Biz bunu neden daha önce düşünmedik diyeceğiz. Sakalı beyaza hasat olan felsefeciler kaşlarını yükseltip “Eh, biz dedik ya bin yıldır” diyecekler.

Hepimiz utanacağız. Ama bu öylesi bir arkadaşlık ki, ektiğimiz tohum hemen yeşerecek, diktiğimiz fidan  oracıkta bir adam boyu boy atacak. Herkes ceplerini boşaltacak. Aralarda dökülen kin, nefret, haset, düşmanlık tohumlarının işini de toprak görecek. Onları kayalarının arasında ezip un ufak edecek.

Bir bakacağız güneş doğuyor. Yahu bu zaten doğmamış mıydı diye güleceğiz. Bil ki güneş dahi bunca sevginin harman olduğu sıfatlara doğmada acele edecek. Bahar gelip duracak. Dün bahardı diyemeyeceğiz bile. Çimenlere yayılıp, binlerce yıldır dökülen yaşlara nispet kahkahalarla güleceğiz. Ey benden milletçe, paraca, dince farklı insan! Bugün biriz, yarın iki, öbür gün milyonlar. Sen aksini diyenlere kulak asma. Biz inadına seveceğiz birbirimizi, her şey çok güzel olacak!

YAZAR: medakitap

mm

Kontrol Ediliyor

BEŞ YENİ KİTABIMIZ RAFLARDA – MedaKitap

MedaKitap Yayınlarından çıkan beş yeni kitabımız 5 Nisan 2019 tarihinden itibaren raflarda yerini almıştır. Okurlarımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir