ANA SAYFA / ANA SAYFA / DEFTER 16 – ALİ HİKMET EREN
iStock-499599150-wifi-router-587e43a63df78c17b6571de4

DEFTER 16 – ALİ HİKMET EREN

 

wifi krallığı

 güncelleme yapmak isteyen genç muhtarlarla, fabrika ayarlarına dönmek isteyen ihtiyar heyetinin kapışmasıdır bu kısa metin; teknoloji denilen bilişim dünyasına, insanlar için yazılan soğuk savaş tekniklerine bakıştır ya da…

 

üç gün oldu açmadı wifi’yi. başına bir hal mi geldi, hastası mı var, bilmiyorum. komşuyuz şunun şurasında, merak ediyor insan; sesleri, solukları çıkmıyor, çocukları gürültü bile yapmıyor üç gündür.

gürültülerini bile özledim çocukların!

bugün az da olsa bir sinyal aldım; geldi gitti, gitti, yeniden geldi. tat vermediği gibi tuzu bile yoktu; bir haller oluyor yukarıda. İyi olmalarından endişeliyim komşularımın.

onların, adlarını bile bilmediğim sayın komşularımın başına gelecek her dert benim başıma da gelmiş demektir; üzülürüm.

internet de gider, onlara da bir şey olursa… üzülürüm, harun’a verdiğim çikolatalara…

 

 

yüzerek uzaklaştı denizkızı denizden

ne kadar mercan, yosun ve ne kadar deniz kabuğu varsa hepsini çağırmıştım partiye, denizi ve kızını da…

ne denize ne de kıza benziyordu denizkızı; gelmişti, puldan bir elbisenin içinde, balığa benziyordu tadı.

kaç denizi vardır ki bir kızın ve bir denizin kaç kızı?

şanslı sayılırdım denizkızının verdiğim partiye gelmesiyle. davetime icabet etmek için, kim bilir kaç balık yemek zorunda kalmıştı yolda, kaç kere kemirmişti kendini…

 

uçurtma

kanadını sarıp, yolladım yeryüzüne uçurtmayı; bulutlara bakmasını söyledim ona…

bulutlara bakarsa uçurtma olduğunu unutur, beni hatırlar diye düşündüm.

ipini bağlamasam, geri gelirdi, çocukluğumdan kalma bir uçurtmaya benziyordu çünkü; eski, püsküydü; çıtaları, elektrik bantları vardı. kuyruğu bağ bağdı ve okula yeni başlayan küfürlerime benziyordu.

ipini koparıp gelemedi bir türlü…

 

salt_flat_wow

bir duruşu yoktu bulutun

herkes bir anlam yükledi buluta; koyuna benzetti kimi, kimi kendi boyuna.

kendini sudan peydahlayan, ukala bir gezgindi oysa bulut, kim çıkardıysa onu bu kadar yükseğe! kendini bilmez bir sürrealistti o, üşüyünce ağlıyordu üstelik!

ayakkabılarımı çamurlayıp öyle çıkmıştım o gün sokağa; çamuru nerden mi bulmuştum? bulut’un bana sattığı anılarından mesela; onu getiren trenden!

yoluna devam etti tren; ben onun durağında, istasyon caddelerinde çamura batarken.

 

taşra

taşradan kediler geldi; doluştular meydana, bizim kediler karşıladı onları. ortalık bir şenlik; halay, davul, zurna… ekim üstelik…

ellerinde su tabancasıyla su sıktı başka kediler taşra kedilerine; oynamak istediler.

oyun bilmiyor ki bizim kediler; bilmiyorlar hiçbir oyunu… bir patlama sonra, kimsenin kendisi olmadığı anlar!

ve bol ışıklı vitrin camlarına tırmanan başka kediler; ‘kedi takımlarında ucuzluk; yüz elli dolar!’

herkes herkesi anladı da, bir çocuklar anlayamadı babalarını, bu hayat pahalılığında!

 

 

 

YAZAR: Ali Hikmet Eren

Check Also

kaat

ŞİİR NEREYE, TEKNOLOJİ NEREYE? – Ali Hikmet EREN

  1. doğum günümü kimse, hatta osman nuri bey bile bilmez. girmedim sosyal ortama; benim …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com