ANA SAYFA / ANA SAYFA / DEFTER 14 – Ali Hikmet EREN

DEFTER 14 – Ali Hikmet EREN

 

tünel

son bir kez bakıp, çekirdeklerin yanına attım kontratı. girerken kefil, depozito, kira bile istemeyen ev sahibim hemen her gün gelip evimi sallamaya, beni rahatsız etmeye başladı.

kilere çevirdiğim salonda ev sahibimin bıraktığı yiyeceklerle beslenip, bütün yalnızlığıma rağmen büyümüş, ben büyürken de küçülmeye başlamıştı ev. içinde dört döndüğüm, yalnızlığımı odalar arası gezintilerle bastırdığım, çekirdeği ve kabuğu arasında volta attığım bu ev, üzerime üzerime geliyordu artık.

duvarlar büyümeye, kapılar kendiliğinden kapanıp, boşluklarını beton ve tuğla ile örmeye başlamışlardı. çekirdeğe kadar çekildim ben de!

bir çıkış yolu bulmam, duvarlar arasında sıkışıp, deprem ya da kimyasal silah saldırılarında ölmeden önce de evin dışına atmam gerekiyordu kendimi. Bu riski alamaz, bu evde kalamazdım.

Kalırsam, kiler küçüldükçe yiyecek sıkıntım başlayacak ve kendi pisliğim içinde boğulup gidecektim, ben büyüdükçe küçülen bu evde. tünel kazmaya karar verdim.

çekirdeklerin yanında duran kontrata baktım son bir kez; istediğim an, canım ne zaman isterse çıkabileceğim yazıyordu. Sanırım, ev sahibim evin sonradan küçüleceğini biliyordu ve böyle bir madde koymuştu sözleşmemize, beni mağdur etmemek için. Kazmaya başladım.

dışarıda beni neyin beklediği konusunda hiçbir fikrim yok; ben büyürken değişmiş olmalı dünya da.

klak

de-sibel!

bütün sesler birbirine benziyor gürültüde. hepsini de tek tek dinleyip, beni en çok hangisinin rahatsız ettiğini bulmaya çalışıyorum.

o sesi bulduğumda diğerlerinin uğultusu da azalacak, biliyorum.

kulaklarımı tavana çivileyip, üst kat komşularımı, ayaklarım havada kalsa da alt katın bütün seslerini duyabiliyorum.

kimsenin özeline musallat olmak gibi bir derdim yok aslına bakarsanız; gürültünün içindeki o sesi bulmak istiyorum daha çok.

 

yürüyüş 6a00e54ef8375388330133f4b33c51970b

kaç gün oldu, yürüyorum. ayaklarım benim mi, bilmiyorum artık. gece demeden, gündüz demeden yürüyorum. yoruldum.

yorulduğumu ayak parmak uçlarım ve topuklarım söylüyor bana. biraz dinlensem, birkaç gün daha yürüyebilir, ayak parmak uçlarımı ve topuklarımı susturabilirim belki.

balkon perdesi hemen çaprazında duran pencere perdeleriyle öpüşmeye başladı. fırtına çıkacak…

kapıyı, pencereyi kapatıp yürümeye devam ediyorum, dinlenme fikrimi erteleyerek. odada ayak basmadığım hiçbir boşluk kalmıyor.

 

şair

bir şairle karşılaşıyorum; o beni, ben onu tanımıyoruz; durup bakışıyoruz yolda. şair olduğu benim fikrim. bakışırken, karşılıklı şiirler okuyoruz içimizden. o benim, ben de onun şiirlerini dinlemiyoruz aslında.

kendi şiirlerimi dinleyip duruyorum yol boyunca.

cadde çok kalabalık ve tuhaf tuhaf bakıyor baktığım, göz göze geldiğim başka şairler. ezberim bittiğinde durağa geliyorum nihayet.

kimsenin gözüne bakmadan, vitrin camlarındaki indirim oranları ve okuyamadığım fiyat etiketlerine bakarak boşaltıyorum beynimi otobüste giderken.

cafed

karşı masa

tam karşımdaki masada iki kız oturuyor; birinin yüzü, ötekinin sırtı dönük bana.

seksen sekizli gibi gösteriyormuş ama seksen beşliymiş aslında sırtı bana dönük olan, çok komikmiş bu! kendini koli bandıyla canan’a yapıştırmış öteki. canan sevilecek bir kız değil oysa ki.

sırtı bana dönük olan birasından bir yudum içip, bir makas uzatıyor yüzü bana dönük olana. canan neyse de, her şey üzerime üzerime geliyor, dayanamıyorum artık, taşınacağım başka masalara, diyor.

nakliye firmasını canan tutacakmış, benden iyi hamal mı var, diyor makasa. kuzeni sırra kadem basmasaymış, kulakları kepçe, burnu kocaman ve bu kadar da megaloman olmasaymış, yardım bile edermiş hamallık işinde ona.

gamzesi bile varmış ama tanıştığı bütün adamlar aynı doğallıkla canan’a akıyorlarmış hep. canan bir nehirmiş; alıp götürüyormuş gözleri herkesi kendi deltasına. denize karışıyorlarmış birlikte. kenarda köşede, yastık altında çok parası varmış canan’ın.

saatlerine bakıp duruyorlar benle konuşurken…

YAZAR:

Check Also

BİR DELİNİN ÇİVİ YARALARI 10 TEMMUZDA ÇIKIYOR!

MedaKitap Yayınlarının 25. kitabı Bir Delinin Çivi Yaraları Kerem Şahinboy imzasıyla 10 Temmuzda yayınlanıyor.   …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com