ANA SAYFA / ANA SAYFA / defter 13 – ali hikmet eren
kelebek

defter 13 – ali hikmet eren

denizin dibi

 

denizin dibine kadar yolunuz var, diyor annem; denizin dibine gidersiniz inşallah, diyor. bunları hep kızdığında söylüyor ama her anne gibi o da iyiliğimizi istiyor. allah iyiliğinizi versin, diyor çünkü.

annemin bizi hep yollamak istediği, kendi başımıza nasıl gideceğimizi bilemediğimiz ve artık bir saplantı haline getirdiğimiz denizin dibi’ni, merak ettikçe ediyoruz ayşe’yle.

ayşe bebekti daha, ebek böceği’ni anlatırdı annem. bildiği tek masal da buydu, unuttu sonra. kel bir böcekti ebek böceği; bütün arkadaşlarının kel olduğu için dalga geçtiği bir tırtıl.

bildiği her şeyi zamanla, biz büyüdükçe unutuyordu annem.

denizin dibi’ne gitmek için odamızda zaman zaman açılan küçük bir kapıdan geçiyorduk ayşe’yle. daha küçük bir kapı çıkıyordu sonra da karşımıza. korktuğumuz, sığamayacağımızı düşündüğümüz için dönüyorduk tekrar odamıza; ayşe’yle beraber yattığımız o küçük yatağa.

üç kişilik bir odamız var bizim; denizin dibi’ni tavanına bakarak düşlediğimiz, penceresinden başka odaların da göründüğü üç kişilik bir oda.

bugün, bir sokak ötedeki evcil hayvanlar parkı’nın süs havuzunda ilk denemelerimi yapmaya, denizin dibi’ni kendi kendime keşfetmeye başladım. denizin dibi’nde yaşayıp yaşayamayacağımızı bilmem gerekiyor. ayşe’nin haberi yok. her şey tamam olunca söyleyeceğim ayşe’ye.

denizin dibi’nde nefes almak çok zordu. her denememde daha uzun durabiliyor, zorlanıyordum yine de. alışmam için zaman gerekliydi. birkaç gün denedim.

denizin dibine gidiyorum, benimle gelmek ister misin? diye sordum bir gece ayşe’ye. herkes uyumuştu bizden başka. hiç tereddüt etmedi ayşe, gelirim, dedi. ben tek başıma gidersem hızlıca büyümek zorunda kalacağını biliyordu ve hiç de istemediği bir şeydi bu. zaten söylüyordu annem; denizin dibine kadar yolunuz var, denizin dibine gidersiniz inşallah, diyordu.

ne zamandır bekliyordum bunu söylemeni, denizin dibi soğuk olabilir, hırkamı alayım mı? diye sordu ayşe. alışırız, dedim, ben denedim, alışıyor insan. ya bebeğim, onu da alabilir miyim? alabilirsin… ayşe, yüzünde morluklar olan, bir bacağı kopuk, sol kolu sırtına yapışmış olan bebeğini de aldı yanına.

sessizce giydik terliklerimizi. hırsız demirini açıp, araladık kapıyı. önce ayşe, sonra ben çıktım… gürültü olmasın diye kapatmadım, aralık bıraktım kapıyı… denizin dibine doğru yürümeye başladık. belki uzun, kıvır kıvır saçları, rengârenk kanatlarıyla, ebek böceği’ni de görürüz orada…

kötü bir yer olsa denizin dibi, annem gitmemizi istemezdi, dedi ayşe, merdivenleri inerken. sessiz ol, dedim ona, sus parmağımla. hiç konuşmadık sonra.

YAZAR: Ali Hikmet Eren

Check Also

anti_gravity_room

Defter 9 – Ali Hikmet EREN

yerçekimi her defasında, ne kadar tutunmaya çalışırsam çalışayım, tavandan başlıyordu yerçekimi ve ben sıkılmıştım tavana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com